|
SERDAR KAYA: Türkiye’nin Nazileri |
|
|
|
|
Freitag, den 11. Mai 2012 um 20:35 Uhr |
|
[1918 yılında, üç gayrımüslim milletvekili Meclis-i Mebusan’a bir soru önergesi verir. Önerge, yeni hükümete son dört yıl zarfında Ermeni ve Rum nüfusa yapılan katliamların sorumluları konusunda ne yapacağını sormaktadır.]
|
|
SERDAR KAYA: Dünya basınında soykırım (2) |
|
|
|
|
Freitag, den 11. Mai 2012 um 19:59 Uhr |
|
» 18 Ağustos 1915: “Ermeniler ölmeleri için çöle gönderildi”
“Türkler bütün [Ermeni] nüfusu yok etmeyi planlamakla suçlanıyor / Yollar ve Fırat Nehri, sürülenlerin cesetleriyle kaplı.” (New York Times)
» 5 Eylül 1915: “1.500.000 Ermeni açlıktan ölüyor” (New York Times)
» 21 Eylül 1915: “Bryce, Ermenistan’a yardım etmemizi istiyor”
“İstanbul’dan, [şehirdeki] bütün Ermeniler için yakalama emri gelmesi üzerine, askerler, 10.000’den fazla Ermeni’nin yaşadığı Trabzon şehrindeki Ermenileri yakalayıp kıyıya götürdüler ve denize açıldıktan sonra bütün erkekleri, kadınları ve çocukları suya atarak boğdular. Olaylar İtalyan Konsolosluğu tarafından izlendi ve tarif edildi.” (New York Times)
|
|
SERDAR KAYA: Dünya basınında soykırım |
|
|
|
|
Freitag, den 11. Mai 2012 um 19:51 Uhr |
|
[Soykırım öncesinde Anadolu’daki Hıristiyan azınlığa yapılanları yansıtan New York Timeshaberlerinden alıntılar. Hemen hepsi aynı gerçeğe işaret eden çok sayıdaki korkunç örneğin sadece bir kısmı. Çeviriler bana ait.]
|
|
YETVART DANZIKYAN: Bu ‘sükût’un bir anlamı olmalı (2) |
|
|
|
|
Dienstag, den 08. Mai 2012 um 15:17 Uhr |
|
Geçen hafta, 24 Nisan’da iktidarıyla, ana muhalefetiyle yaşanan suskunluğa dikkat çekmiş, bir yandan da Dersim Katliamı ve Tek Parti döneminde dindarların yaşadığı baskı ile ilgili hükümetin ‘açığa çıkarma - yüzleşme’ çalışmalarına değinmiş ve yazıyı şöyle bitirmiştim: “Ermeniler şu gün kalabalık olmadıkları ve 1915’te CHP iktidarda olmadığı için mi 1915 ‘müesses nizam’ tarafından örtülüyor? Bu soruya da haftaya yanıt arayalım.”
|
|
YETVART DANZIKYAN: Bu ‘sükût’un bir anlamı olmalı |
|
|
|
|
Dienstag, den 08. Mai 2012 um 15:10 Uhr |
|
Bir 24 Nisan’ı daha idrak ettik. Hepimiz, kendi usulumüzce, öldürülen yakınlarımızı andık. Ermenistan’da ve yurtdışındaki önemli merkezlerde de anma törenleri düzenlendi. Fakat önemli olan, elbette,Türkiye’de ne olup bittiğiydi. Şunu farkettik ki, memlekette neredeyse bir ölüm sessizliği var. Bu sayıda detaylarıyla okuyacağınız gibi, konuya hassasiyetle yaklaşan örgütlerce çeşitli toplantılar, anma törenleri düzenlendi, ulusal gazetelerde meseleye hakkaniyetle yaklaşan çeşitli makaleler, haberler yayımlandı, programlar yapıldı. Ancak iktidarı, muhalefeti, ulusal medyanın etkili kanalları ve sesleri, ‘önde gelen’ sivil toplum kuruluşları ve iş örgütleriyle, Türkiye’nin geneline baktığımızda, bu yılın ‘sessizlik’le, ‘sükût’la geçiştirildiğini gördük. Üzerinde durmaya değmez mi?
|
|
OZAN ÇINAR: Naziler stajı 1915’te yaptı |
|
|
|
|
Freitag, den 04. Mai 2012 um 12:39 Uhr |
|
YAHUDİ Soykırımı’nda görev alan Ribbentrop ile Auschwitz Kampı’nı kuran Höss gibi pek çok Alman subay, stajlarını 1915 Ermeni Soykırımı’nda Osmanlı’da yaptı
I.Büyük Savaşta müttefiki olduğumuz Almanya’nın, Osmanlı ordusunda kilit pozisyonlarda görev yapmış olan subayları, ne ilginçtir ki II. Büyük Savaş sürecinde de Nazi Almanyası’nda kilit pozisyonlarda bulunmuşlardı. Hep gözden kaçmış olan bu olgu, Büyük Savaş sürecinde kimlerle ittifak kurduğumuzu hiç aklımıza getirmediğimiz ve sorgulamadığımız gerçeğini göstermektedir.
Alman militarizminin denetimi altına girerek yetişmiş olan İttihatçıların, 1908 yılında “Özgürlük, Eşitlik, Adalet” sloganı ile darbe yaparak iktidarı almaları, emperyal amaçlar peşindeki Alman ordusuna, Osmanlı ordularının bütün kilit noktalarına nüfuz ve idare etme olanak ve yetkilerinin kapılarını açmıştı.
|
|
"1915'te Ermenilere Ne Oldu" Yerine "Türklere Ne Olduğu" Sorulmalı |
|
|
|
|
Donnerstag, den 03. Mai 2012 um 20:57 Uhr |
|
Engin, Alğan, Paylan, Gökhan Gürses ve Bağdat "24 Nisan'da ne olmuştu, 19 Ocak'ta ne oldu?" toplantısında Ermeni soykırımı ve bugüne etkilerini değerlendirdi. Taner Akçam toplantıya ABD'den telekonferansla katıldı.
"24 Nisan'da ne olmuştu, 19 Ocak'ta ne oldu?" başlıklı toplantıya Prof. Dr. Taner Akçam telekonferans yoluyla katılırken, Aydın Engin, Garo Paylan, Cengiz Alğan, Hayko Bağdat ve Kemal Gökhan Gürses konuşma yaptı.
Devrimci Sosyalist İşçi Partisi (DSİP) tarafından organize edilen Marksizm toplantılarının sonuncusunda Prof. Dr. Akçam, Ermeni soykırımındaki asimilasyon politikalarından bahsederken, Aydın Engin, devletin 97 yıl boyunca Ermeni soykırımını halktan nasıl saklayabildiği sorusunu yöneltti.
Cengiz Alğan, 1915'in devam ettiğini belirtirken Hrant Dink cinayeti öncesi gazetelerde yer alan haberlerden örnekler sundu. Hayko Bağdat ve Garo Paylan ise Ermeni meselesinin çözümünün adaletin tesis edilmesindeki önemine vurgu yaptı.
Kemal Gökhan Gürses de 24 Nisan'ın sadece bir anma değil, bir yüzleşme ve özür fırsatı olduğunu ifade etti.
|
|
SELÇUK UZUN: 1915/16´da cennete gitme ve köşeyi dönme fırsatı |
|
|
|
|
Mittwoch, den 02. Mai 2012 um 17:59 Uhr |
|
Bir Türkiye haritası üzerinde 1915/16´daki tehcir güzergahlarını ve katliam yerlerini işaretlediğinizde, tüm haritanın Der Zor istikametine giden oklarla dolduğunu, özellikle de Ankara´nın doğusundaki bölgenin de kıpkırmızı olduğunu görürsünüz. Kıpkırmızı olan yerler katliam yerleridir. Bu haritanın büyük kısmını sadece Alman Dışişleri Bakanlığı arşiv belgelerini okumakla bile oluşturabilirsiniz. Evimin duvarında asılı böyle bir harita, her baktığımda bana, 1915/16´da olup bitenlerin korkunçluğunu hatırlatır. Bu korkunçluğun boyutlarını düşündüğümde de 1915/16´daki „kırımın toplumsallığı“nı hatırlarım. Bu „kırımın toplumsallığı“nın da bana göre iki boyutu vardır: Katliam ve yağma. 1915/16´da çok makbul bir toplumsal faaliyet olarak katliam ve yağma çok boyutlu idi. Katliamın ve yağmanın boyutları, çeşitleri, kullanılan yöntemleri, biçimleri toplumsal bir karakter almıştı. Bu toplumsal faaliyete katılan insanlar, bu katliam ve yağmaya katılmayanları ayıplıyor, dışlıyor, bazıları da özellikle devlet memuru olanlar öldürülüyor, sürülüyor, hayatları onlara zindan edilmeye çalışılıyordu.
|
|
HALIL BERKTAY: Liebknecht, Reichstag önünde |
|
|
|
|
Montag, den 30. April 2012 um 12:45 Uhr |
|
Esasa gelelim. Reichstag’ın 11 Ocak 1916 oturumu. Saat 14. Hükümete ayrılan masada iki bakan (Helfferich ve Delbrück) oturuyor. İlk gündem maddesi, Parlamento Üyesi Dr Karl Liebknecht’in soruları.
|
|
|