|
|
ALPER GÖRMÜŞ: Sevag’ın ölümü bir Ergenekon eylemi olabilir mi |
|
|
|
|
Donnerstag, den 03. Mai 2012 um 18:24 Uhr |
|
Kimse yerinden zıplamasın; sadece bir kuşkuyu dile getiriyorum ve soru soruyorum.
Zıplayan zıplasın, bir şey daha var: Ben, Sevag'ın cinayet olma ihtimali giderek büyüyen ölümünün, yurtiçinde ve yurtdışında Ermenilere yönelik bir dizi provokatif faaliyetin ilk halkası olabileceğine dair kuşkulara da sahibim...
Biliyorsunuz, Sevag Şahin Balıkçı, askerliğini yaptığı Batman Kozlu'da, profili Ogün Samast'a, Yasin Hayal'e yakın bir arkadaşı tarafından 24 Nisan 2011'de (yani 1915 Büyük Felaketi'nin sembolik başlangıç tarihinde) silahla öldürülmüştü. O günden sonra, Sevag'ın ölümünün başta ilan edildiği gibi bir "kaza" değil bir cinayet olduğunu düşündürtecek çok ciddi gelişmeler oldu; "delil" niteliğindeki bu gelişmeleri "Sevag için adalet" girişimi izliyor.
İddiamın ikinci bölümü için aynı şeyi söyleyemem: Yani, bu bir nefret cinayetiyse, bunun Ermenilere yönelik bir dizi provokatif faaliyetin işaret fişeği olabileceğine dair herhangi bir delile sahip değilim. Bunu sadece, Ergenekon'un eylem stratejisinin analizinden yola çıkarak öne sürüyorum.
İzninizle önce, tekinsiz tahminimi dayandırdığım analizi paylaşayım sizlerle...
|
|
|
LEYLA IPEKÇI: 'Yerli azınlıklar' ve 'yabancı biz' |
|
|
|
|
Dienstag, den 17. April 2012 um 10:17 Uhr |
|
'Yerli azınlıklar' ve 'yabancı biz'
Geçtiğimiz günlerde Hıristiyan arkadaşlarımızın Paskalya'sını kutladık.
Ne kadar zaman geçmişti hâlbuki aradan, gündelik hayatımızın parçası olmaktan çıkmıştı bu kutlamalar. 70'li yıllarda, İstanbul'da bugüne oranla bir nebze daha fazla 'azınlık' yaşarken, (özellikle Rumlar ve Ermeniler burada kendi topraklarında 'yabancı' olarak adlandırılmıştı) Paskalya'sını hep beraber tebrik ederdik arkadaşlarımızın.
|
|
ORHAN KEMAL CENGİZ: Ermeni diyasporasıyla karşılaşmam |
|
|
|
|
Montag, den 09. April 2012 um 21:04 Uhr |
Biz Türkiye'de onların varlıklarından haberdar değildik ama onlar bütün gün bizim hakkımızda konuşuyorlardı. >>radikal.com.tr
|
|
YAŞAR GÜVEN: Sizi gidi “bölücüler” |
|
|
|
|
Montag, den 02. April 2012 um 22:48 Uhr |
|
Birleşmiş Milletler; Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu (UNESCO), 21 Şubat'ı Uluslararası Anadil Günü olarak 1999 yılında ilan etti.
‘100 yıl içerisinde bir dili konuşacak çocuk kalmayacaksa o dil tehlikededir’ kabulü ile UNESCO raporunda; ‘Dünya'da 2500, Türkiye'de ise 18 dil kaybolma tehlikesiyle karşı karşıyadır’ sonucuna varılmış.
2010 yılında Eğitim-Sen’in hazırladığı broşürden bilgiler aktararak, anadile önem vermiş ve uygulamada önlemler almış ülkelerden örnekleri görelim. Anılan ülkelerin anadil yüzünden nasıl “bölündüğünü” de bir daha dikkate alır, ülkemiz yöneticilerinin “anadil bölücü umacısından” söz edip durmalarındaki “haklılıklarını” da anlamış oluruz.
|
|
ORHAN MIROĞLU: Çok kültürlü yaşamda Süryaniler ve ‘Sabro’ |
|
|
|
|
Sonntag, den 25. März 2012 um 12:54 Uhr |
|
Roma kaynaklarında adı Bartahabres olarak geçen bir köyde doğdum. Benim doğduğum köyün bu adı ne zaman değişti bilmiyorum ama çok eski zamanlarda olmuş olmalı, Bartahabres adı daha sonra Keferhavvar oldu. Sonra devlet adını yeniden değiştirdi, Keferhavvar bu sefer de Türkçe bir ad aldı ve Gelinkaya oldu.
|
|
FIKRET BAŞKAYA: TC’nin genetiği veya vicdanı kirlenmiş toplum |
|
|
|
|
Samstag, den 24. März 2012 um 11:32 Uhr |
|
Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı İmparatorluğu’nun devamı olarak varoldu. Tevatür edildiği gibi bir “kopuş” söz konusu değildi. Osmanlı İmparatorluğunda devlet kutsaldır. Elbette bu sadece Osmanlı’ya mahsus bir “ özellik” veya “orijinallik” değildi. Bu, premodern dönemin Eski Rejimlerinin genel durumuydu. Devletin kutsal sayılması demek, devlet dışında hiç bir şeyin bir önemi ve değeri olmaması demektir. Mevzubahis olan devletse, gerisi teferrüattır ve orada kendi başına bir değeri, kıymet-i harbiyesi olan başka hiç bir şey yoktur. Devlet çıkarı her şeyi mübâh kılar. Devletin çıkarı ve bekâsı için her türlü cinayet, katliam, suikast, komplo, hile, yalan... gerekli ve meşru sayılır. Bırakın halktan insanları, devletin çıkarı için padişah ailesi mensuplarının katli de son derece olağan bir şeydir. Kardeş, çocuk, ana, baba, hepsi devlet çıkarı için katledilebilir. Başka türlü ifade edersek, Osmanlı İmparatorluğu’nun da dahil olduğu “Eski Devletler ailesinde’ devletin bekâsı, aile içi temizliği varsayar ve başka türlü yapması mümkün değildir. Zaten herkes padişahın kuludur. Kulun hakkı yoktur, sadece kulluk yükümlülüğü vardır. Dolayısıyla ilişki yönetenden yönetilene, efendiden kula ve tebaya doğru ve tek yönlüdür.
|
|
Freitag, den 23. März 2012 um 10:52 Uhr |
Hepimizin zihnine kazınmış bir fotoğraf var, 20 Ocak günü Samsun'da çekilmiş. Arka zeminde dev bir Türk bayrağı, üzerinde "Vatan Toprağı Kutsaldır, Kaderine Terk Edilemez" yazıyor. Önünde ise bir gün önce ülkeyi, ülke vicdanını ve demokrasiyi sarsacak bir cinayet işlemiş bir katil, elinde başka bir Türk bayrağı, sağında ve solunda hatıra pozu veren iki güvenlik görevlisiyle kameraya bakıyor. >>yenisafak.com.tr
|
|
ORAL ÇALIŞLAR: Kimlik, anadil hakkı ve Kürtçe |
|
|
|
|
Mittwoch, den 14. März 2012 um 20:48 Uhr |
Agos Gazetesi Genel Yayın Müdürü Rober Koptaş, “Artık ‘biz’ derken yalnızca Ermenileri kastetmek istemiyorum, ‘biz’ derken bu ülkeyi ilgilendiren her meselede fikir beyan eden birisi olmak istiyorum” diyerek konuşmasına başladı. Abant Platformu’nda konuşan Koptaş, böyle bir çağrıda bulunarak Ermeni kimliği nedeniyle yaşanan ‘öteki’leştirmenin değişik bir boyutuna dikkat çekti. Tabii, kimlik tek bir kesimin sorunu değil. Kürt’ün, Alevinin, Hıristiyanın, Yahudinin, Arap’ın, Çerkes’in, başörtülünün ve kendi kimliğine göre yaşamak açısından sıkıntı hisseden birçok kesimden bireylerin kimlik sorunları giderek önem kazanıyor. Kimlik kavramı, Türkiye’deki demokratikleşme yolculuğunun kilit kavramı olma özelliğini koruyor. “Yeni ve gerçek bir demokrasi”, farklı kimlikleri benimseyebilmiş, ötekileştirmeyi aşabilmiş bir sistem ve yeni bir anayasal model anlamına geliyor. >>radikal.com.tr
|
|
ALIN OZINIAN: Hiç tanımayıp çok konuştuğumuz Ermeni Diasporası (1) |
|
|
|
|
Mittwoch, den 14. März 2012 um 20:13 Uhr |
Türkiye'de Ermeni Diasporası hakkında ne yazık ki hâlâ basmakalıp, kulaktan dolma ve gerçekle çok da örtüşmeyen bilgiler dolaşmakta. >>zaman.com.tr
|
|
RONI MARGUILES: İçişleri Bakanı istifa! |
|
|
|
|
Mittwoch, den 29. Februar 2012 um 22:21 Uhr |
|
Hocalı katliamını protesto etmek için Taksim’de yapılan gösterinin Hocalı katliamını protesto etmekle hiçbir alakası yoktu.
Yapılan gösteri ne Hocalı’yla, ne Hocalı katliamıyla, ne de Hocalı katliamını protesto etmekle ilgiliydi.
“Hocalı katliamını protesto mitingi” yanlış adlandırılmış bir mitingdi.
Gerçek adı “Türkiye’de Ermeni soykırımı olmamıştır, hiçbir Ermeni’nin kılına bile dokunulmamıştır, dokunuldu diyenin kafasını kırarız mitingi” idi.
Mitingi “Hocalı Katliamını Anma Gönüllüleri Komitesi” örgütlemiş.
Bunun da ismi yanlış.
|
|
|
|
|
<< Start < Zurück 1 2 3 4 5 6 7 8 Weiter > Ende >>
|
|
Seite 1 von 8 |