Armenieninfo.net

BASKIN ORAN: Soykırım demek serbest mi? PDF Drucken E-Mail
Donnerstag, den 09. Februar 2012 um 00:09 Uhr

Yemekte Dışişleri’nden arkadaşlar da var, sohbet arasında birisi: “Fransa’da soykırım olmamıştır demek suçtur, ama bizde olmuştur demek suç değil” diyerek ülkemizi yüceltti.
Arkadaşım hariciyecilerle tartışmayacağım bir konu varsa, Ermeni meselesidir. Çünkü hem masum meslektaşlarını ASALA’ya kurban vermişlerdir, hem de Dışişleri mensuplarının “Bekçi Psikolojisi” (watchdog psychology) ancak TSK’dan rekabet kabul eder. Ama yine dayanamadım: “Yanlış. Şu anda yargılanan var. İkincisi, bunu suç sayan özel maddeye bizde gerek yok, çünkü ilgisiz maddeler fazlasıyla yetiyor”.

 

TCK olmazsa, TBK verelim

Güzel bir yemekte lafın uzaması tatsızlığını göze alsan, söyleyecek şey çok. Mesela Taha Akyol’un Hürriyet’te (23.12.11) “Son iki yılın kayıtlarını araştırdım: Türkiye’de 1915 olaylarına “soykırım” diyen hiç kimseye mahkumiyet verilmemiştir! Böyle bir soruşturma ve kovuşturma da yoktur!” deyişi gerçekten “fazla zekice” ve dolayısıyla biraz ayıpça. Çünkü:
1) Mart 2011’de, Nobelli tek Türkiyeli Orhan Pamuk, ''30 bin Kürt'ü ve 1 milyon Ermeni'yi öldürdük" sözleri yüzünden, Ergenekon sanığı Kemal Kerinçsiz de dahil 6 kişiye tazminat ödemeye mahkum edildi. Çünkü Yargıtay Hukuk Genel Kurulu "Her Türk vatandaşının Pamuk’a dava açma hakkı vardır” demişti. Demek ki “soykırım olmuştur”u cezalandırmak için özel bir maddenin varlığı şart değil. Yargı, buluyor ve uyguluyor. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi buldu ve uyguladı: T. Borçlar Kanunu’nun (TBK) haksız fiili düzenleyen 41-49. maddeleri!  Daha önce de yazdım, Fransa’da Prof. Lewis’i “soykırım değildir” dediği için cezalandıran hükmün tıpkısının aynısı!
Sonra, Temel Demirer var. "Hrant Dink Ermeni olduğu için değil, soykırımı tanıdığı için katledildi" demek yüzünden halen 2 yıl hapis talebiyle yargılanıyor. İddianamesinde aynen “Resmî Türk görüşüne aykırı olarak Ermeni soykırımından söz ettiği…” ibaresi geçiyor. Suçlama maddesi: meşhur TCK 301 ve 216. Aynı şekilde, “soykırım olmuştur”u cezalandıran özel bir madde olmadığı için Türk Yargısı buldu ve uyguladı. Nitekim, Ekim 2004’te Azınlık Raporu çıktığında, Basın Savcısı Nadi Türkdoğan, iddianamesinde ben ve Prof. Kaboğlu için de bu 301’i ve “kin ve nefret yayma”yı cezalandıran 216’yı kullanmıştı…
2) “Son iki yıl”dan öncesi? Hazırlıkları sona yaklaşan Türk Dış Politikası Cilt III’te Fethiye Çetin, “İnsan Hakları Konusu” bölümünde yazıyor: “Suç tarihi: 21.07.2006. Hrant Dink’in Reuters ajansına yaptığı soykırım açıklaması üzerine Hrant Dink, Arat Dink ve Sarkis Seropyan’a ‘Türklüğe hakaret’ten (TCK md. 301) dava açıldı. 1’er yıl hapisle sonuçlandı”.
Devam edelim: Ragıp Zarakolu, George Jerjian’ın “Gerçek Bizi Özgür Kılacak” kitabını (2004) yayınladığı için Haziran 2008’de 5 aya çarptırıldı.
3) Dava açılıp mahkumiyet verilmeyenleri buraya almadım. Ama, “Kimseye mahkumiyet verilmemiştir” ne demek allahaşkına? Bir ülkede insanları yargı terörüyle yıldırmak için illâ mahkum etmek şart mıdır? Dava açarak yıllar boyu mahkemelerde süründürmek yetmez mi? Hatta kapınıza tebligat için bir polis gelse, bu bile sizi yeterince germez mi? Zarakolu bu kitabı 2004’te yayınlamış, 2008’de mahkum olmuş. Beraat etseydi, bu dört yıllık ıstırap vatandaşa yeterli zulüm sayılmayacak mıydı?


Dava açmak ve Nefret Söylemi

Bu durumda, Türk Yargısı’nın tutumu Türkiye için katmer katmer kambur demek:
Birinci katmer: Madem yemekteki arkadaşın söylediği gibi “Soykırımdan bahsetmek suç değildir”, öyleyse ceza da olamaz. Ama bal gibi vardır. Demek ki ceza hukukunun “suçsuz ceza olmaz” diyen temel ilkesi Türkiye’de geçersizdir. Bu durumda, mahkemeye verilen veya mahkum edilen vatandaş için, bu, bir nefret söylemine, yani “ırk, dil, din, renk, cinsiyet, vs. önyargısından kaynaklanan söz veya eylem”e hedef olmaktan başka nedir? Hemen izah edeyim:
301’den mahkum edilen Hrant, 14.10.2005’te bir açıklama yaptı: “Türklüğe hakaret suçlaması benim gözümde bir ırkçılık isnadıdır. Karar kesinleşirse kimsenin yüzüne bakamam”. Savcılık, bu açıklamanın çıktığı Agos’a ve çalışanları H. Dink, A. Dink, S. Seropyan ve A. Engin’e “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs”ten dava açtı. Oysa dava istisnasız tüm basında çarşaf çarşaf çıkmıştı; dava sadece Agos’a açıldı. İzahat yeter mi?
İkinci katmer:  Madem suçlamak için TCK 216 kullanılmaktadır, o zaman bakın bu madde ne diyor: “(2) Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır”. Yani, Yasama’nın nefret suçunu cezalandırmak için getirdiği bu madde, Türk Yargısı tarafından, olmayan suçu cezalandırmak için kullanılmaktadır.  Bu, “Ermeni” deyince nefretlerin kabarması değil de nedir?
Üçüncü kambur: Madem 301 “Türk Milletini” aşağılamayı cezalandırmaktadır ve madem “Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür” (Anayasa md. 66), eski içişleri bakanı Meral Şener “Ermeni Dölü” diyerek hem Kürtlere hem Ermenilere küfür ettiğinde niye Türk Yargısı kılını kıpırdatmamıştır? Bu tutumu Ermeniere ve Kürtlere nefret söylemi değil midir?  


Nefret Suçu yasası geliyor ama…

53 kurum biraraya geldi, sivil toplum yasa hazırlıyor. İşlenen bir suç, eğer ırk, dil, din, cinsiyet vs. önyargıları yüzünden işlenmişse, bu ağırlaştırıcı sebep sayılacak. Türkiye, ilk defa, medeni bir ülkeye layık bir Nefret Suçu yasasına sahip olacak.
Olacak da, Türk Yargısı hakkında son günlerden bir haber: “Kayseri’de oynanan basketbol maçında, İsrail’i protesto ettikleri ve “Kahrolsun İsrail” sloganı attıkları gerekçesiyle haklarında dava açılan 30 kişi, ilk duruşmada beraat etti. Mahkeme, kararında, “Kahrolsun kelimesi hakaret değil beddua, İsrail ise bir devlettir. Suç değil” dedi (M. Duran, Taraf, 28.01.12).
(Not: “Temel Milli Yararlara Karşı Hareket”i 3 ilâ 10 yılla cezalandıran TCK 305’in gerekçesinde verilen örnekten hiç bahsetmedim bile:  “Ermenilerin soykırıma uğradıklarının basın ve yayın yoluyla propagandasının yapılması, gibi.”)

 

Kayanak: Radikal Iki

 

Suche - Search

Termine

WUPPERTAL

19. Mai 2012 ab 17:00 Uhr

Gedenkveranstaltung an die Opfer des Genozids an den Pontosgriechen 1916-1923

Vortrag von Dr. Tessa Hofmann

Ort: Gesamtschule Ronsdorf, An der Blutfinke 70, 42396 Wuppertal

Veranstalter: Kulturverein der Griechen aus Pontos in Wuppertal und Umgebung

 
STUTTGART

19. Mai 2012 ab 16:00 Uhr

Schweigemarsch anlässlich des Gedenktages des Völkermords an den Pontos-Griechen

Start: Wilhelmsplatz 10, 70182 Stuttgart

Ziel: Kranzniederlegung am Stauffenbergplatz am Mahnmal für die Opfer des Nationalsozialismus

Ankündigungsflugblatt der Veranstalter >>

 

 
DORTMUND

10. Mai bis 24. Juni 2012

„Der vergessene Völkermord“

Austellung mit Aufnahmen, die Armin T. Wegner von der Vertreibung und den Morden an den Armeniern machte

Ort: Mahn- und Gedenkstätte Steinwache, Steinstraße 50, Dortmund

Öffnungszeiten: dienstags bis sonntags von 10 bis 17 Uhr

Eintritt ist frei!

Mehr Infos >>

Ohne Kommentar

„Der Zentralrat der Armenier in Deutschland (ZAD) hat den Veranstaltern des Steiger Award eine machtvolle Demonstration der Empörung versprochen“ (ZAD-Info, 15.03.2012)

Weiterlesen-Link

Armenian Online Papers

Banner
Banner
Banner
Eşşekle (Esel Heinz) müsahibe - QHT qanunu haqqında şok açıqlamalar
 
Kilikya ve Eçmiyadzin Katolikoslarına Mektup
 
Ermeni Soykırımı | The Armenian Genocide - 1915
 
14.05 P.S.Հյուրը Արմեն Աշոտյանն է
 
Ոչ թե համալսարան, այլ զորանոց
 
Ա. Սահակյանի համար ծերանոցում տեղ չկա