|
BASKIN ORAN: 2015 kozumuz: “Türk diasporası” |
|
|
|
|
Sonntag, den 06. Mai 2012 um 14:43 Uhr |
|
Tamam, masum arkadaşları ve abileri 1973’ten sonra ASALA tarafından katledildi. Yani, T.C. Dışişleri, Ermeni meselesinde hislerine kapılmaya müsait bir kurum. Ama o kadar da değil. Başlatmak üzere olduğumuz fecaat, doğrudan hükümetin eseri.
Uludere’sinden tut, Taksim “Piç” mitinglerine kadar AKP popülizmi iç politikada çok kötüye gidiyor. Gitsin varsın; kapaklanacak ve gitmemeyi öğrenecek. Ama dış politikada Türk-İslam Sentezciliği yapıp bir kapaklandın mı, zor kalkarsın. İki halk arasındaki düşmanlığı giderek azaltmanın tek çaresi sivil toplumun (NGO) önünü açmak iken, şimdi tam tersini yapmaya soyunduk: Devletimizin öncülüğünde, Türk ve Azeri GONGO’larının önünü açıyoruz. GONGO, yani sivil toplum görünümü altında, devletin/resmî ideolojinin askerliğini yapan dernekler.
|
|
BASKIN ORAN: Azerbaycan’la el ele, 2015’e… |
|
|
|
|
Sonntag, den 29. April 2012 um 13:12 Uhr |
|
İki gün sonra 24 Nisan, neşe dolmuyor insan. Sadece çok hazin bir yıldönümü olduğu için değil; Türk devletinin hendek savaşında milim değişiklik olmadığı için. Anlatacağım, ama önce yakın geçmişimizin özeti: 1973’te ASALA cinayetleriyle aniden ayılınca, ‘Bu nedir, nereden çıktı?’ dedik. Çok samimiydik; çünkü Ankara’nın batısı bunu hiç duymamıştı, doğusu da hiç konuşmazdı. Sonra, ‘Biz onları kesmedik, onlar bizi kesti’ dedik ve devlet memurlarının açtığı toplu mezarlardan Müslüman iskeletleri çıkardık. Sonra, ‘Ruslara yardım ettilerdi, biz vatanı savunduk’ dedik. Sonra, ‘Bu bir katliam değil, mukateleydi’ (karşılıklı katliamdır) dedik. Sonra, ‘Balkanlardan perperişan göç eden Müslüman Türklere soykırım yapılmadı mı?’ dedik. Bu arada Başbakan Erdoğan, “Bizim mensubu olduğumuz İslam dinine mensup birinin soykırım yapması asla mümkün değildir” dedi (CNN Türk, 09.11.2009). Hemen sinirlenmeyin, yeni bir şey söylemedi çünkü ulusalcılarımız da şunu demekteydi: ‘Biz soykırım yapmadık; yapsaydık, tek Ermeni sağ kalmazdı’. Bu sonuncusunu son defa Erzurum Atatürk Üniversitesi’nden bir doçentimiz 12.03.2012’de söyledi.
|
|
BASKIN ORAN: Kardeş Azerbaycan’ın son kazığı |
|
|
|
|
Donnerstag, den 12. April 2012 um 18:41 Uhr |
|
Bizim basın biraz yazdı, ama nedense gazetecilerin bile duymayacağı kadar: Soydaş Azerbaycan, İran sınırında İsrail’e bir hava üssü verdi. Haberi, ABD’nin ünlü Foreign Policy dergisi 28 Mart sayısında duyurdu. ABD’li üst düzey bir yetkilinin Şubat başında yaptığı açıklamaya göre, İsrail, Azerbaycan’dan, İran’ın kuzey sınırında bir havaalanı satın aldı (“have bought an airfield”). Olayın öncesine ilişkin olarak haberde şu hususlar da yer aldı:
|
|
BASKIN ORAN: K.E.’yi asmayıp besleyelim |
|
|
|
|
Dienstag, den 03. April 2012 um 21:40 Uhr |
|
12 Eylül cuntacılarına göre: “Anarşiden günde 10-15 kişi ölüyordu. Sağ-sol biçimindeki kardeş kavgasını önlemek gerekiyordu. Müdahale ettik”. Gündelik ölü sayısı doğru. Ama size birkaç olay anlatayım, yorumsuz, kendiniz karar verin:
1) Gazeteci A. Kahraman’ın “Neden 1 yıl önce darbe yapmadınız?” sorusuna Ordu Komutanı Org. Bedrettin Demirel: “Olayların en müsait zamanını beklemek gerekiyordu ki milletin tasvibine uğrasın (...) Kamuoyu artık çare kalmadı demeli (...) Maksat başka kurtuluş yolunun kalmadığını vatandaş idrak etsin” (Milliyet, 15.09.1988).
2) Başbakan Ecevit: “Bazı illerde (…) sıkıyönetim istedim. Genelkurmay Başkanı Evren, ‘Elimizdeki kuvvetler daha çok ilde sıkıyönetime elvermez’ gerekçesiyle benim bu isteklerime karşı çıktı (...) 12 Eylül 1980 sabahı tüm illerde sıkıyönetim ilan etti” (Milliyet, 29.11.1990).
3) Solcu bir örgütün 29 Eylül 1980’de adam öldürmede kullandığı belirlenen Unique marka 8477356 seri no.lu tabanca, 27 Ağustos 1980’de MHP’liler tarafından bir kahve taramasında kullanılmış ve 6 Ekim 1980’de MHP Eyüp ilçe binasında ele geçirilmişti (U. Mumcu, Cumhuriyet, 15.11.1990).
4) Sağcı lider Hamit Fendoğlu’nun (Hamido) ölümüne yol açan bombalı paketin aynısı, bir gün önce Kahramanmaraş’a bağlı Pazarcık’ın CHP eski ilçe başkanına gönderilmiş ve alınmaması üzerine postanedeki memurun elinde patlamıştı (Ç. Yetkin, Türkiye’de Askerî Darbeler ve Amerika, Ümit Y., 1995, s. 758).
|
|
BASKIN ORAN: Baskı neden kötüdür? |
|
|
|
|
Mittwoch, den 28. März 2012 um 10:24 Uhr |
|
Bu da soru mu yani, demeyin. Çünkü baskının esas kötülüğü, insanı sadece kendini düşünmeye iteklemesindedir. Başkalarını da düşünmesini engellemesindedir.
Geçenlerde, farkında mısınız, bunu gösteren bir olay oldu ve Hrant’ın tam 5 yıldır hayasızca örtbas edilen davası boyunca rastladığımız en önemli gelişme vukua geldi. Bir grup İslamcı bir duyuru yayınladı ve imzaya açtı: “Adaletin yerini bulmasını bekleyen bizler, bu tablo karşısında derin bir hayal kırıklığı içindeyiz. ‘Hak’ söz konusu olduğunda, Müslümanlar meselenin tabii ve zaruri tarafıdırlar”.
Duyuru’nun takdimcisi, sadece İslamî düşünce sahiplerinin değil, her türden mazlumun hakkını dürüstçe savunan Mazlum Der’in eski genel başkanlarından Ömer Faruk Gergerlioğlu. Şöyle yazdı: “Yıllarca başörtüsü konusunda önemli bir gayret sarf ettik. Ancak, insan hakları demek, ötekinin haklarını aramaktır en başta. Sadece size müdahalede bulunana tepki verme, ilkel bir reflekstir” (Milat, 10.03.2012). “Sadece kendini savunmanın adı menfaat, başkalarını da savunmanın adı vicdan’dır” anlamındaki bu sözler, 2007 “Bağımsız Sol Aday” kampanyasındaki ana temamızı hatırlattı: “Hiçbir ezilmiş-dışlanmış sadece kendini savunmayacak!”
Yine, dıştan baskının kalkması sayesindedir ki, Erbakan’ın içişleri bakanı Oğuzhan Asiltürk, Erbakan’ın mirasının ne olduğu sorusunu daha 11 Eylül’de bir parti toplantısında ortaya attı. İslamcı yazar Ahmet Taşgetiren 18 Mart tarihli Bugün’de “Erbakan’ın servetini tartışalım” diye yazdı (T24, 18.03.2012).
|
|
BASKIN ORAN: 2015 hazırlıklarımız başladı |
|
|
|
|
Montag, den 19. März 2012 um 12:54 Uhr |
|
1915’in yüzüncü yılına yaklaşıyoruz. Türk Cumhuriyeti, bireyleriyle ve kurumlarıyla, milli seferberlik hazırlıklarına heyecanla girişti. Bir ana tema tespit edildi: “Ermeni yalanlarına kanma. Türkler sütten çıkmış ak kaşıktır. Biz onlara soykırım yapmadık, onlar bize yaptılar”. İlk adım olarak da, “Hocalı’da soykırım”la başlandı. Buradan giderek, 1915’te öldürülenlerin Türkler olduğunu kanıtlayacağız.
Bu gibi konularda Türk Ulusu’na daima işaret fişeği olan devletimiz, öncülük görevini, malum, 26 Şubat’ta ilan etti. Kardeş Azeri Sermayesinin sponsorluğunda yapılan “Piç”li Taksim mitinginde içişleri bakanımız, yanında vali ve emniyet müdürü, kürsüye çıktı, “Hocalı’nın kanı yerde kalmayacak” dedi. İmam-Cemaat süreci başlamıştı.
Ama aslında, müteşebbis Türkler devletten bile önce davranmışlardı. R-2’de 12 Şubat’ta yazmıştım; Gaziantep’te bir emlak simsarı, babasının dedesinin Ermeniler tarafından öldürüldüğü gerekçesiyle Sarkozy, Fransa, diaspora ve de İstanbul Ermeni vakıflarına dava açmıştı. Şimdi de Maltepe-İstanbul’dan bir “Emekli Müfettiş, bankacı-gazeteci”, “Türk Kamuoyuna Duyuru-1” başlığıyla, 0216-457 9351 numaralı faks telefonundan, bir bildiri yollama kampanyası başlatmış bulunuyor. Yine “Biz yapmadık onlar yaptılar” teması, ama yenilikler var: “Mali desteği de kolaylıkla sağlayacağımızdan eminiz… Gerekirse bir cemiyet kurulabilir, resmen de teşkilatlanabiliriz”. Mali desteği nereden sağlayacak acaba?
|
|
BASKIN ORAN: 6-7 Eylül bile manen daha masumdu |
|
|
|
|
Mittwoch, den 14. März 2012 um 08:40 Uhr |
|
Konu bitmedi. Daha çok şey konuşacağız. Hiç hayret etmeyin: “Hepiniz Ermenisiniz, Hepiniz Piçsiniz” mitingi, evet, kanlı 6-7 Eylül’den manevi olarak daha rezildi.
|
|
BASKIN ORAN: Gayri-münferit Taksim milliyetçiliği |
|
|
|
|
Montag, den 05. März 2012 um 20:31 Uhr |
|
Azeri milliyetçiliği, Sovyet desteğiyle, Şubat 1988 Sumgayt katliamında Azerbaycanlı Ermenileri kesti. Milliyetçiler kanı yerde bırakmadıkları için, Ermeni milliyetçiliği de, Ermenistan ve Rusya desteğiyle, Şubat 1992 Hocalı katliamında Dağlık Karabağ Azerilerini kesti.
Başka bir Şubat günü, Türk milliyetçiliği de, Hocalı’dan 20 yıl sonra, Taksim mitingini düzenledi. Tabii, Hocalı gerekçesi tamamen kozmetikti. Olay çok daha derinlerdeydi. 1) Geçmişten miras zihniyet patolojileri; 2) Yakın gelecek hesapları. Sırayla gidelim:
|
|
BASKIN ORAN: Şu sırada anayasa falan yapılamaz |
|
|
|
|
Freitag, den 24. Februar 2012 um 11:58 Uhr |
|
Farkında mısınız tüm toplum yeni anayasa yapma konusuna ne kadar ilgisiz? Bu topraklarda 1876’dan beri anayasa yapılıyor, bu kadar kopukluk ve ilgisizlik hiç görülmedi. Belki bunun 75 milyon nüfus içindeki tek istisnası, şu anda suyun başındayken “reforme bir 12 Eylül anayasası” çıkarttırmayı hayal eden Cemil Çiçek. Şu sırada anayasa falan yapılamaz. Ne yapılması gerektiğine geleceğim, önce niye yapılamayacağına bakalım:
|
|
|